Yazı Detayı
07 Ekim 2019 - Pazartesi 20:55
 
Suriyeliler gitsin? Ama nereye…?
0p.Dr. Fatih KARAYANDI
 
 

2015 Yılında Kadir Gecesi saatler gece yarısını gösterdiği sıralarda Yamadi ve Dağdağan bölgesindeki hastanelerde inceleme yapmak üzere bir heyetle birlikte Yamadi bölgesinden Suriye topraklarına giriş yaptık. 2.Sahil Tümen Komutanlığında Türkmen Komutanlarla istişarede bulunduktan sonra Sahur ve akabinde Sabah namazını eda ederek Suriye’nin iç kesimlerine geçmek üzere yola koyulduk. Eski ve savaştan yorulmuş araçlarla, her metrekaresi top ve havan mermileriyle vurulmuş olan köy yollarında, ara ara araçların farlarını kapatarak çok hızlı bir şekilde yol alıyorduk. Yaklaşık 1.5 saatlik bir yolculuktan sonra sabah tanyeri ağarırken bir bağ evine ulaştık. Araçlardan inmemizle birlikte yüzümüze tokat gibi çarpan kesif bir kokuyla karşılaştık. Sorduğumuzda;

Rejim tarafından bir gün önce füze saldırısı yapıldığını ve o saldırıda çıkan orman yangınının devam ettiğini ve yanan çam ağaçlarından böyle bir koku yayıldığını öğrendik.

Bizi karşılayan Türkmenler ‘’Yorgunsunuz biraz dinlenin ‘’diyerek bizi evin 2. Katındaki bir odaya çıkardılar. Odadaki çekyatlara uzandık ve uykuya daldık.

Birkaç saat uyumuştuk ki önce bir savaş uçağının sesi ve arkasından gelen korkunç bir patlamayla yataklarımızdan adeta zıpladık. Hemen ayakkabılarımızı giyerek aşağıya indik. Zemin katta sofa şeklinde bir boşluk vardı ve Türkmen savaşçılar tedirgin bir şekilde yüksek seste açtıkları telsizden Arapça konuşmaları dinliyorlardı. Bu arada uçak sesi gittikçe yaklaşıyordu fakat filmlerde gördüğümüz gibi uçak alçalmıyordu ve tabi ki görünmüyordu. Önce bir ıslık sesi geliyor ve sonra hemen 200-300 metre ötemizde bir patlama oluyordu. O an aklıma bir sığınak veya benzeri saklanacak yer var mı acaba? Sorusu gelmesine rağmen, Türkmenlerin tedirgin fakat bir o kadar da sakin duruşları bu soruyu sormamı engelliyordu. Ama illaki bir şey sormam gerekiyordu. Dayanamadım ‘’Gardaş bu uçakta kaç tane bomba var?’’ Deyiverdim. ‘’Altı’’ cevabını aldıktan sonra içimden düşen bombaları saymaya başladım. Kurbanlık koyun dahi kaçıncı sırada kesileceğini tahmin edebilir. Oysa biz görmediğimiz bir uçaktan atılan bombalar altında ne zaman bulunduğumuz yere bomba düşecek diye bekliyor ve içimizden düşen bombaları sayıyorduk. Derken toplam da altı adet bomba patlamasını saydım fakat bizim bulunduğumuz bağ evine düşen olmamıştı, zaten uçakta gitmişti. Gayrı ihtiyari ‘’Allah’tan bizim buraya bomba düşmedi’’ dedim, lakin dediğime pişman oldum. ‘’Geçen ay bizim buraya da düştü, Allah korudu gençlere bir şey olmadı’’ Dediler ve tavanı gösterdiler. Oturduğumuz sofanın tavanı şarapnel parçalarıyla doluydu…

Bu arada Varil bombalarından da bahsettiler.  Bir tanesinin maliyeti 150 dolardı fakat atıldığı cadde veya sokakta 1 km çapında canlı kimseyi bırakmıyordu. Aklıma Adana da ki evimiz geldi. Pencere hafif aralık olsa, soğuk bir rüzgâr esse acaba çocuklar hastalanır mı diye hemen camı çerçeveyi kapatıyorduk. Oysa bu insanların gökten yağmur yerine bombaların ve kimyasalların yağdığı bir ortamda çocuklarıyla birlikte kalmalarını yani ölmelerini istiyorduk. Onlara niye vatanınızı terk ediyorsunuz biz olsak vatanımızda kalırız diyorduk.

Bu muydu aslında isteğimiz?

Gün boyunca kaportaları mermi delikleriyle dolu, bazen çalışıp bazen çalışmayan pikaplarla hastanelerde incelmelerde bulunduk. Bu arada MOM’cuların sıfır km ve üzerinde çizik dahi olmayan Isuzu’larını, El Muhaberatın çatışmalar sonucu yıkılmış binalarını ve kürdan misali ikiye bükülmüş elektrik direklerini de gördük.

O gün gece saat 12 den sonra geri Türkiye’ye geçmek üzere Yamadi’ye döndük. Önümüzde bir mihmandar ki sırtında yaklaşık 50 litrelik bir bidonla bize kısa bilgiler verdi. ‘’Cep telefonlarınızın ekranını dahi kapatın. Işık görülürse asker bizi yakalar, kesinlikle ses çıkarmıyoruz ve önümüzdeki kişiyi kaybetmiyoruz.’’

Önce patika bir yolda yürümeye başladık. O sırada karanlıkta bizim görmediğimiz ama seslerini duyduğumuz insanlar ‘’Çocukların ayaklarına basmayın’’ diyorlardı. Biz VIP mülteciydik beklemeden geçiyorduk ama patikanın kenarında Türkiye’ye geçmek için sırasını bekleyen birçok aile vardı ve çocuklar toprak zemin üzerinde uyuya kalmışlardı. Aileleri de bizi uyarıyor çocuklarını korumaya çalışıyorlardı. Derken derenin içerisine indik ve kötü kokan derede çömelerek beklemeye başladık. Ön de sırtında bidon taşıyan Türkmen kalkıp yürüyünce biz de yürüyor çömelince biz de çömeliyorduk. Ben karanlıkta hemen 1 metre önümdeki Fatih Hocayı kaybetmekten korkuyordum. Yamadi Deresinin suyunun aktığı menfezlerde yürüyerek sığmıyorduk, sürünerek ve klostrofobimizi unutarak menfezlerden geçtik. Her durduğumuzda bidon taşıyan Türkmen’e kızıyor hatta ‘’Ne kaçırıyorsan parasını vereyim de onu dereye dök’’ diyesim geliyordu. Çünkü artık yürümekten tükenmiş bir haldeydim ve onların inadına ‘’Türk Askeri beni yakalasın da ben cezasına razıyım buradan beni Yayladağ’a kadar arabayla götürsün’’ diye dualar ediyordum. Bu şekilde derelerin ve tepelerin arasında yaklaşık 2.5 saat yürüdük. Sessizliği ara ara duyulan silah sesleri ve hemen yakınlarımızdan gelen bebek ağlamaları bozuyordu. O karanlığın içinde silüetleri zor seçilebilen kadınlar kucaklarında bebekleri, sırtlarında çantalarıyla bizi erkekliğimizden utandıracak şekilde ormanın içinde yürüyorlardı. Ben kadınların aslında ne kadar güçlü olabileceğini orada anladım. Annelik duygusu dünyanın en büyük gücüymüş onu da orada gördüm.

Kızılçat köyü civarında Türkiye topraklarına ulaştık ve bizi bekleyen arabalara bindik. O sırada mihmandarımız ve bidonu taşıyan Türkmen bidonu bana uzatarak ‘’Bunu size hediye getirdik içinde zeytinyağı var’’ dedi. Bizim hiçbir yükümüz olmadan yürüyemediğimiz yollarda kızdığım o Türkmen,  bize hediye vermek için koca bidonda zeytinyağı taşımıştı. Hiç kimse bu tehlikeli ve yorucu yolculuğu sırf plajlarda nargile içmek için yapmazdı.

Ve orada anladım ki hiç bir şey göründüğü gibi değil.

Şimdi bu yaşanmış hikâyeyi okuduktan sonra sizlere de soruyorum;

Suriyeliler Gitsin ama Nereye?

ÖLÜME Mİ?

 
Etiketler: Suriyeliler, gitsin?, Ama, nereye…?,
Yorumlar
Haber Yazılımı Adana Temizlik Şirketleri