Haber Detayı
21 Mart 2021 - Pazar 12:33
 
İstanbul Sözleşmesi, 6284 ve medya manipülasyonları...
- Haberi
İstanbul Sözleşmesi, 6284 ve medya manipülasyonları...

Yapılan 6284 başvurularının büyük çoğunluğu evden uzaklaştırma. Kadın sığınma evleri var. Erkeğin gideceği yer için Devlet tedbir almış mı?

 

Kadın beyanı esası ne kadar insan haklarına uygun?

 

Cinayetler her yıl artmış. Erkek ölümlü cinayetler dünya ortalamasının kat be kat üstünde. Kadın ölümlü cinayetler dünya ortalamasının üçte biri...

 

Niye?

 

Şiddete Hayır Yerine, Kadına Şiddete Hayır'ın sloganlaştırıldığının cevabı İstanbul Sözleşmesi ve içindeki Feminizm'in Zehirli Erkeklik/Toxic Masculanity, Toplumsal Cinsiyet ve Cinsel Yönelim saç ayakları üzerine kurulmuş zihniyete dayalı olarak, taraf devletlere hukuk, medya, kamu yönetimi üzerinden buyruklar vermesidir.

 

Kadın Cinayeti kavramı, genocide/femicide kavramı üzerinden Feminizm sosyal terörünün erkek cinsiyetini, kadınların sırf kadın olduğu için öldürüldüğü iddiası üzerinden soykırımcılıkla suçlamak için uydurduğu uydurulmuş bir kavramdır.

 

Kadın cinayeti yoktur; kadın ölümlü, erkek ölümlü cinayetler vardır.

 

Türk erkeğine kimse, soykırımcılık yaftası yapıştıramaz. Sürekli ve daimi manipülasyonlar üzerinden, toplumu, milli kültürü, hukuki, sosyolojik bir dönüşüme sokma amacı ile kullanılan ve birçok ülkenin onay vermediği, kimi ülkelerin çıktığı, sadece Türkiye'nin nedense hiçbir çekince koymadan kabul ettiği ve cinsiyet üzerinden Türk Milleti'ne ve Devletine karşı bir silah olarak kullanılma durumuna dönüşmüş İstanbul Sözleşmesi'nin de, 6284'teki Kadın Beyanı Esası'nın da İnsan Hakları bazında kabul edilebilir tarafı yoktur.

 

Cinsiyetçi hukuk metinleri ve cinsiyetçi yasalar üzerinden başarılı sonuçlar elde edilebilmesi mümkün değildir. Sonuçları sadece 10 yıldan az bir sürede ülkedeki toplumsal yapı, evlilik, boşanma, aile kurumlarını bu hale getirmişken devamı bir milli güvenlik sorunu noktasında olacağından Türkiye'nin bundan çekilmesi hayırlıdır düşüncesindeyim.


Cinayetleri işleyen Erkekler daha fazla. Fakat, sorun şu ki, 0-2 yaş bebekler de dahil olmak üzere çocuk cinayetlerinde yüzde 86 kadın payı var. İstanbul Sözleşmesi örneğin kadından kadına ve kadından çocuğa olan şiddete şiddet demiyor. Kadından erkeğe olan doğrudan cinayetler dışında, kadınlar genellikle azmettirici oluyor. Ayrıca, kiralık katil ve zehirleyerek öldürme durumlarının sayısal olarak bilinemediği ancak kadınlarda daha fazla olduğu tahmin edilebilir. Azmettirme konusunda en medyatik örneği Kadir Şeker olayı. Azmettiricilik boyutunda kadınların faillik durumunun yüksek olduğu ancak tam olarak bilinemediği ve yayınlanmadığı durumu sözkonusu.

 

Mesele şu ki, İstanbul Sözleşmesi, suçu cinsiyet üzerinden belirleyen bir zihniyette; kadını daimi ve her durumda mağdur ve haklı, erkeği cinsiyetinden ötürü suçlu gören Feminizm'in Toxic Masculanity anlayışı üzerine bina edilmiş.

 

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ FESHİ İLE, 


6284 sayılı Cinsiyetçi İftira Yasası, 
Aileiçi Şiddet Yasası'na dönüştürülmeli veya önceki 4320 sy. Yasa geri gelmeli,
İstanbul Sözleşmesi'nin feshiyle hukuki dayanaksız kalan "Kadın Beyanı Esası" kaldırılarak "Delillendirme Esası" getirilmeli, koruma tedbiri istenecek şiddet, gerçekleşmiş fiziki şiddet olarak tanımlanmalıdır.

Böylece, iftira, gözdağı, can sıkıntısı, fuhuş, boşanmada delil yaratma vs. suiistimaller ve erkekleri bir beyan ile evden yollayıp nereye gidersen git dönemi ve bağlı cinnetler sona ereceğinden ilgili vakalar da azalacaktır.

 

İstanbul Sözleşmesi anayasal cinsiyet eşitliğini erkek aleyhine yok etmişti. Başta 6284 ile ve aile hukukundaki kadına pozitif ayrımcı yasa, uygulama, kamu iradesi ve medya eliyle erkek vatandaşların anayasal eşitliği ağır ihlal altındaydı.

Mevcut durumda, İstanbul Sözleşmesi'nden Türkiye'nin çıkması Anayasal Eşitliğin tesisi yolunda büyük bir adımdır. Bundan sonrası, böyle bırakılmayıp, başta 6284'teki kadın beyanı esasının delil esasına döndürülmesi olmak üzere inşallah gerisi gelecektir. En azından, sözde hukuk metni, cinsiyetçi sözleşmeden çıkmakla üst metin tekrar Anayasamız ın lafzı haline gelmiştir.

Devletin de hükümranlık haklarının devri sonucunu doğuran yanlıştan dönmesinin önü açılmıştır. GREVİO ve yapılanmaları dağıtılmalıdır. İstanbul Sözleşmesi'nden çıkmakla okullardaki ETCEP, toplumsal cinsiyet eğitimlerinden derhal son verilerek vazgeçilmelidir. Lgbt ve Feminist şımarıklıklarına da izin verilmemeli, ayrıca Aile Bakanlığı'nda Erkek Sorunları Genel Müdürlüğü kurulmalıdır. Baba ya da ana kadar rol değeri verildiği devletçe eşit şekilde gösterilmelidir.
Şiddet ile mücadele ise, cinsiyetçi ayrıcalıklar göstermeyen yasalarla yapılmalıdır.

Kaynak: Editör:
Yorumlar
Haber Yazılımı Adana Temizlik Şirketleri